Ceza Hukuku’da Taksir Nasıl Ele Alınıyor?

Taksir Türk Dil Kurumu’nda “kusur, kusurda bulunma” anlamlarına gelmektedir. Özellikle tedbirsizlik ve dikkatsizlik gibi durumlarda ortaya çıkan taksir, mesleki anlamda da acemilik, emirlere ve düzene uymama gibi durumlarda meydana gelen kusurlu davranışları tanımlamak için kullanılır.

Ceza hukukunda sık kullanılan bir kavram olan taksir, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 22. maddesinde düzenlenen hükümlerin ana konusudur. Bu kanunda yer alan ilgili maddede taksir, “Failin neticesini öngöremediği, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması neticesinde istemediği sonucun meydana gelmesi” şeklinde tanımlanmaktadır.

İlginizi çekebilir: Müsadere Nedir?

Ceza kanununda açıkça belirtilmediği sürece taksirli hareketlerle işlenen bir fiilden dolayı hiç kimse cezalandırılamamaktadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun hukuk sistemimizde yürürlüğe girmesinin ardından taksir kavramının da farklı türleri gündeme gelmiştir. Bu kanunda iki farklı taksir türünün ayrımı yapılmaktadır.

  1. Bilinçsiz taksir
  2. Bilinçli taksir

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 22. maddesinin 3. fıkrası uyarınca bilinçli ve bilinçsiz taksir tanımlamaları yapılmaktadır. Bilinçsiz taksir, “önceden öngörülebilecek bir durumu öngörememek sonucunda taksirle suç işlenmesi” durumuna verilen tanımlamadır.

Bilinçli Taksir Nedir?

TCK 22. maddenin 3. fıkrasında bilinçli taksir’in tanımı yapılmaktadır.. Buna göre bilinçli taksir, “kişinin neticeyi öngördüğü halde, öngördüğü neticeyi istememiş olsa da, neticenin meydana gelmesi” durumu olarak ifade edilmektedir.

Bu durumda işlenen suçun sonuçlarının, fail tarafından öngörülmüş olması sabit olduğu için, suça yönelik ceza infazında bilinçli taksirle işlenen suç kapsamına girmekte ve ceza ağırlaştırılmaktadır.

Taksirle işlenmiş olan bir olayın mahkeme tarafından cezalandırılabilmesi için bazı koşulların oluşması gerekmektedir.

Bunlar:

  1. Failin dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali
  2. Taksirle işlenen suçun neticesinin öngörülebilir olması
  3. Taksirle işlenen fiilin, faile objektif olarak isnat edilebilmesi

Mala zarar verme

Mala zarar verme suçu tanımı, başkasına ait bir malın yakılması, yok edilmesi gibi zararları konu almaktadır. Mala verme suçu, malvarlığına karşı suçlar bölümünde yer aldığı için TCK madde 151 ile 152 arasında düzenlenmiştir.

Hukuk sistemimizde yer alan kanunlara göre mala zarar verme suçu, taksirle yani kasıtlı olmadan işlenmesi mümkün olan bir suç değildir. Doğrudan kastla mala zarar verme suçu işlenebildiği için bu şekilde gerçekleştirilen suçlarda taksir durumu göz önünde bulundurulmamaktadır.

Taksirli Suçlar Nelerdir?

Taksirli suçlar, kasten işlenen suçlarla birlikte ceza hukukunda yer almaktadır. Bu şekilde işenen suçlar, objektif olarak öngörülen özen yükümlülüğünün ihlali nedeniyle meydana gelen suçları kapsamaktadır. Çünkü bu tür suçlarda fiilin icrası sırasında objektif özen yükümlülüğünün ihlal edilmiş olması gereklidir.

İlgili kanunda neticede suç olarak görülen her davranışın değil, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil eden davranışların taksirli suçlarda fiil özelliği taşıyacağı açıklanmaktadır. Hukuk sistemimize göre taksir ile gerçekleşen yani taksirli suçlarda sanık hakkında önceden kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunsa bile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmektedir.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

eleven − 4 =